Tüketim toplumu, tüketicilik ve tüketim… (insanlık tarihinde zirve yapmış tükettirme sömürüsü üzerine…)

Kıskançlık, imrenme, ego ve bencillik. İnsanlardaki bu duyguları tetiklemek suretiyle oluşturulan bir kısır döngü. Bu dört duyguyu ele alan üretim grubu şirketleri, ki aslında bu şirketler pazarlama alanında psikologlardan bilgi alarak kendilerini daha çok ön plana çıkartmışlardır. Yolda yürürken gördüğümüz reklam afişlerinin hemen hemen yüzde doksan oranında bu dört temel duygu kullanılmaktadır.

Başta ego dediğimiz olguyu açıklayalım. Bu dürtü – kendini birey olarak hissettirme arzusu- tavan yaptırılıp, tamamen dünyayı kendisinin hizmetine sunulan bir oyun alanına çevirmektedir. Kişi günlük yaşantısında bu gözlüğü taktığı zaman kendisini en özel şekilde hisseder ve musluklar açılır. Aslında reklamcılığın temel mantığıdır, bir ürünü alan kişi bu ürün sayesinde kendini daha özel hisseder veya toplumsal olarak onu en üst tabakaya yerleştirir kendi gözünde. Aldığı sunumun dünyada eşi benzeri olmadığına inanır ve bu sununun da devamlı takipte kalması istenir ve başkalarına da içten gelen arzuyla ve fiziksel olarak reklam yapar çevresine eşine dostuna.

İşte bu içten gelen arzu “ego” ise bu dışarıya bir imrendirme ve kıskançlık duygularıyla yorumlatılır. Kilit nokta buradadır ve bu nokta tüketimi bağımlı hale getirir. Bağımlı olmaya aday olan tüketici ego ile başkalarını kıskanır ve ürün kendisinde olmadığı içinde içten içe bir boşluk oluşturulur ki buda bir nevi imrenme duygusudur. Doğal olarak bu duygu çocukluk evresinde oluşur (bir merakın başlangıcı olarak) ve eğer bu duygu ergenlik evresinde tamamlanmayıp yani doyuma ulaşmayıp devam ederse bu kişide artık potansiyel olarak bir tüketici adayıdır, hatta ve hatta diğer kişilerden bir adım daha öndedir.

#tüketim #toplum #birey #ego #kıskançlık #imrenme #psikoloji

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir