İnsanlardaki sorgulama yeteneği yada sorgulamanın mekanizması…

Bir olay yada durum başımıza geldiğinde ilk önce ona inanırız, bilinçli yada bilinçsiz olarak. Beynimizin bir yerlerine mutlaka kazınır boyutu ne denli ufak olursa olsun. Bir durum veya haber, bilgi ilk duyduğumuz anda beynimizde daha önce yaşanmış veya hayal dünyamızda kurduğumuz olaylarla ilişkilendirilir. Bu ister istemez bilinçaltımızın sabırsızlığıyla alakalıdır, çünkü bu mekanizma bilgi taplayıcısıdır ve bir avcı konumdadır doğal yapısı olarak geçen evrimsel süreçte. Bu yapı zaman içerisinde bilincin ortaya çıkmasında rol oynar yani kişiliğimizi kazandırır bize bir alt kimlik verir. Bu kimlik doğrultusunda bizde yaşamımızı hayat sürecinde oynamaya başlarız.

Giderek bilgi toplayan beyin zaman içerisinde adeta bir puzzle gibi parçaları birleştirir ve bu parçalar kişilik üzerindeki karakterleri oluşturur. Karakterlerin oluşumu bebeklik çağından itibaren aile ve ailedeki yakın çevreyle başlar. Bebeklikten gelen sıfır bilgi ve doğuştan oluşan merak duygusu çocuğu soru sormaya iter. İşte bu sorular dünyayı anlamanın temelidir ve kişilik bu temel üzerine kurulur. Bu temel gerçektende ebeveynlerin en temel vazifesidir. Aynı zamanda çocuğa kısa ve özet bilgi verilmemeli ucu açık bırakılmalıdır. Buda çocuğun daha çok sorgulamasına ve sorgulamayla birlikte kendi içindeki bilim mekanizmasının dişlilerini tek tek oluşturur.

Anne-babanın ilk bilgi vermesi ve bu bilgileri çocuğa detaylıca öğretmesi çok önemlidir. Çünkü bu konuda bir isteksizlik bir sıkılma veya bunalmış bir davranış belirtisi, çocuğun bilincinde kalıcı hasarlara yol açar. Ve bu hasarlar sorgulamayı bırakmaya ve merak duygusunu köreltmeye yarar. Artık dünya onun için bir şey ifade etmez çünkü bilgi mekanizması tıkanmıştır ve anne-baba sayesinde çocuk bir kuklaya dönüştürülmüştür. Artık anne baba istediği gibi yönlendirebilir yada amiyane bir tabirle elindeki ıslak odun parçasına çok rahat bir şekilde yontabilir. Fakat durum hiç bir zaman geç değildir, küçük birey ilk fırsatta derhal hayata döndürülebilir. Neticede insan kişiliğin son taşlarını ergenliğin son safhasında tamamlar yani 21-22 yaşlarına kadar bu antioksidan aşılanabilinir.

Yakın çevreden istediği bilgileri detaylıca alan küçük birey, daha okul çağında kendi yaşıtlarından kat be kat üstün olacaktır hayata devamlı 1-0 önde başlayacak başkalarının öğrendiği yeni bilgiyi o converte edecek ve hayata bambaşka bir gözle bakacaktır. Tabiki burda çocuğa merhameti ve sevgiyide aşılamak önemlidir, çünkü ilerde bir hitlerin oluşumuna destek olunmamalıdır. Yada insanlık için kırıcı bir ukalalık veya kendini bilmişlik arzusu o bireyi ilerde tek başına bırakır ve kaybedecek bişeyi olmayan bir birey ise ilerde herşeyi yapabilir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir