Bilinçsizce varolma çabası…

Bu sabah yine yoruldum. Pencerem artık güneşi içeri yansıtmıyor aksine içerideki tüm ışığı kaldırıp dışarı fırlatıyordu. Yorgunluğum aslında bilincimin varlığından ötürü sürekli bir serzeniş içerisinde. Bilincim sürekli bir şekilde simsiyah gecenin ortasında bir yolda giden sessiz motosiklet gibi, her yer karanlık puslu ve tehditkar. Kafamın içerisi doğal olarak zaten ışık almazken, gözlerimde doğanın yansıttığı ışıkları beynime iletmiyor. Tüm nöronlarım iflasın eşiğinde.

Yataktan kalkmaya çalışırken tüm yaşamın zorlukları üzerime biniyor ve tekrar yatıyorum. Ellerim havaya tutunmak isterken beynim buna asla izin vermiyor ve sırtımın üstüne tekrar düşüyorum. Varlığımın bilinci üstüme çıkmışken sinirlerim de onlara yardımcı oluyordu. Sağa sola bakmaya çalışırken gecenin husumeti hala varlığını unutturmamış, kendini bana göstererek odadaki tüm kaosa sahip olmuştu.

Odadaki kaos herşeye hakimdi. Tavandaki avize, komodindeki kitaplar, yerdeki toz zerreciği ve boyanın ve nemin oluşturmuş olduğu o lanet mide bulandıran kokuya kadar. Kaosun almış olduğu yetki şeytandan olsa gerekti çünkü odada ışık olmasına rağmen hiç bir şey net olarak görünmüyordu.

Bedenim yorgun değildi, yorgun olan beynim ve beni hayata bağlayan birşeylerin elimden teker teker kayıp gitmesine müsaade etmemdeki varoluş çabamdı. Bu çaba her geçen gün artıyor, o arttıkça ben daha çok yoruluyordum.

Bedenimin çıkardığı sesleri duyan ve bana yardımcı olan haylazın yalamasıyla, beni bu bütün kaostan çekip çıkardı ve yerine sıradan bir gün geldi. Sıradan bir pencere, sıradan bir perde, sıradan bir oda ve sıradan bir ben.

Neyse ki bana bir damla da olsa bu hayatı yaşamama değer kılan tek kişi haylazdı. Patisiyle her sabah serzenişlerimi duyup imdadıma yetişen yegane bireydi. Her şey tabiki maması önüne gelene kadar, yoksa benim bu serzenişimin zerre kadar önemi yoktu onun için. Kimse için umrunda olmayan bir insan olarak yaşadım bu hayatta bilerek ve isteyerek. Çünkü siz ne kadar çok umut ve saygı gösterirseniz insanlara, onlarda sizi o kadar umursayacak ve benimseyecektir.

Her sabah gibi bu sabahta varlığımı sorguladım bu hayata karşı. Çünkü bu hayatı yaşamanın bir nedeni varmı yoksa ölmem için yetecek bir sebebim bile yokmu. Varlığımı kanıtlayacak kadar egoist biri değilim, sadece insanlar varken bir yerde onların arasında dolaşıp görünmek istemiyorum. Zira bir insanla konuşmak her zaman tuhaf gelmiştir bana. Beni ben bile tanımlayamazken, onların sözünü bile duymaya asla tahammülüm yok. Tahammülsüzüm çünkü bu hayatta daha fazla varolmak istemiyorum. Varlık daha çok yok ediyor benliğimi. Tüm benliğimle yok olmak isterken varlığım buna mani oluyor. Bu dünyadaki fiziksel varlığım bilincimde saklı iken, bu bilincimi ortaya çıkarmak istemiyorum. Her şey bilincimde saklı ve varlığım buna ağır geliyor…

#felsefe #araştırma #tarih #bilim #evrim #human #psikoloji #antropologie #antropoloji #bilimtarihi #düşünce #yazı #deneme #makale #anti #beyin #iletişim #philosophy #dergi #yayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir