Hepimizin Ortak Noktası… Çocuk kalmak…

Soğuk ve karanlık bir kış gecesi. Üç gün sonra Otuz yaşıma giriyorum yıl hesabı olarak tabi. Ama ruhum hala aynı hala aynı çocuksu yapıda ve ben o çocuğu hiç büyütemedim. Daha doğrusu büyütmek istemedim. Çünkü erken yaşlanmak hiç bana göre değildi. Asla aynaya bakmadım traş olmalarım haricinde. Hiç bir sorumluluk istemedim. Hiç bir kişiye emir vermedim ve asla takıntılarım olmadı olumsuz anlamda. Ama hiç bir zamanda ciddi olamadım. Ciddiyet bana göre değildi. Ciddiyeti sadece ölümlerde gördüm. Ölümlerde ciddi oldum ve o zamanlar çocuksu yanımı bir kenara bıraktım. Özellikle sevdiğim kişileri toprağa dikerken. Çünkü diktim onları bir zeytin fidanı gibi, büyüyüp bana huzuru vereceklerini biliyordum bu hayatta.

Asla adam olmadım, olamadım ve olmayacağımda. Çünkü hayat adam olmakla geçmez bunu öğrendim çok önceleri. Hayat sorumluluk alarak geçmez ve fakat, hayatın acı gerçekleri karşısında çocuk olmanız gerekir.

Üç gün sonra tam otuz yılı arkamda bırakıyorum yeni bir yıla girerken. Çoğu zaman düşünüyorum ve insanları anlamakta zorlanıyorum. Zorlanıyorum çünkü onlar içlerindeki çocuğu erken yaşta öldürüp adam olmaya kalkmışlar pişmeden ve olgunlaşmadan. Hayatın tadını alamadan tat katmaya çalışıyorlar kendilerince, hatta bununlada yetinmeyip zorla başkalarınada tattırmak istiyorlar sebebsizce. Sonrada beğenmeyince düşüncesiz oluyoruz çocuk halimizle…

Neyse lafı uzatmadan bir otuz yılı geride bırakarak şunları söylemek istiyorum sakın ha sakın başkalarına kanarak içinizdeki çocuğu öldürmeyin yoksa hayatın size getireceklerinden çok, kat be kat götürecekleri olur.

içinizdeki çocuğa iyi bakmanız dileklerimle…

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir