Karıncalar ve İşbirliği Sistemi Üzerine…

Prens Kropotkin, “Karıncalar ve termitler Hobbes prensiplerine dayalı bir mücadele vermekten vazgeçmiş ve iyi de etmişlerdir” diye yazar. Şayet işbirliğinin gücüne ilişkin bir kanıt varsa, o da karıncalar, arılar ve termitlerin ta kendileridir. Gezegenimizde muhtemelen on katrilyon karınca vardır ve toplam ağırlıkları tüm insanların bir aradaki toplam ağırlığına eşittir. Tahminlere göre, Amazon yağmur ormanlarındaki tüm böceklerin canlı kütlelerinin ağırlıklarının üçte ikisi -ve bazı yerlerde tüm hayvanların toplam ağırlığının üçte biri- karıncalar, termitler, arılar ve yaban arılarına aittir. Milyonlarca tür böceğin çeşitliliğinin göklere çıkarılmasını filan boşverin. Maymunları, tukanları, yılanları ve salyangozları da unutun. Amazon ormanları karınca ve termit kolonilerinin hâkimiyetindedir. Karıncaların yaydığı formik asit kokusunu havadaki bir uçağın içindeyken alabilirsiniz. Bu hayvanlar muhtemelen çölde daha da yaygındır. Serin iklimlere, anlaşılması güç bir biçimde dayanıksız olmasalar, karıncalar ve termitler soğuk kuşaklardaki iklimlerde de yaygın biçimde hüküm sürerlerdi. Onlar en az bizim kadar bu gezegenin efendileridir.

Arı kovanı ve karınca yuvası, hatırlayamadığımız kadar eskiden beri insanların birlik ve işbirliğini ifade eden gözde metafor olmuştur. Shakespeare’e göre, bir arı kovanı, bir hükümdara uyum içinde itaat edenlerin, iyiniyetli bir despotizmle yönetildiği bir düzendi. Stephen Jay Gould’un aktardığı üzere, kimliği meçhul bir polemikçi, aradan dört asır geçtikten sonra daha farklı bir bakış açısı ortaya koyar:

1964 yılındaki New York Dünya Fuarı’nda bir gün, yağan yağmurdan ıslanmamak için Hür Teşebbüs Holü’nden içeri girdim. İçeride, göze çarpan bir biçimde sergilenen bir karınca kolonisinin üzerine iliştirilen yazıda şunlar okunuyordu: “Yirmi milyon yıldır sürüp giden evrimsel bir durgunluk. Neden mi? Çünkü karınca kolonisi sosyalist ve totaliter bir sistemdir.

Bu iki tanımın ortak yanı, sosyal böceklerle insanlar arasında salt sezgiye dayalı bir kıyaslama yapmaları değil, her nasılsa karıncaların ve arıların, bizim elde etmek için çabalayıp ulaşmaya çalıştığımız bir şeyde, bizden daha başarılı olduklarını kabul etmeleridir. İster komünizm, isterse de monarşi ile yönetiliyor olsunlar, karınca ve arı toplulukları daha uyumludurlar ve her bireyin iyiliğini amaçlayan ortak gayeye ya da daha iyiyi elde etmek için özveride bulunmaya daha çok yönelmişlerdir.

Tek bir karınca ya da bal arısı yaralı bir parmak kadar güçsüz ve mahkûmdur. Ama kolonisiyle birlikte hareket ederken, bir başparmak kadar faydalıdır. Kolonisinin iyiliği için üremeden feragat ederek ve yaşamını tehlikeye atarak hizmet eder. Karınca kolonileri tıpkı canlılar gibi doğar, çoğalır ve ölürler. Arizona’da yaşayan hasatçı arılarda, kraliçe arı on beş ya da yirmi yıl yaşar. Kraliçenin yaşamının ilk beş yılında koloni yaklaşık 10 bin işçiye ulaşana kadar büyür. Kraliçe üç ve beş yaşlan arasındayken, koloni, bir araştırmacının yakıştırmasıyla “iğrenç bir ergenlik” döneminden geçer ve bu süreçte tıpkı genç bir insansının sürü hiyerarşisi içinde kendini kabul ettirmek için yaptığı gibi, komşu kolonilere saldırır ve meydan okur. Olgun bir insansı gibi, kraliçe beş yaşına geldiğinde koloninin büyümesi durur ve bunun yerine kanatlı üreyiciler üretmek amacıyla çoğalırlar: Bir bedendeki sperm ve yumurtaların eşdeğeri.

Müşterek bütüncülüklerinin bir sonucu olarak, karıncalar, termitler ve arılar, tek başına yaşayan canlılar için tatbiki mümkün olmayan ekolojik stratejilerden faydalanırlar. Arılar, kısa ömürlü bahar çiçeklerinin nektarlarını araştırıp bularak birbirlerini en iyi beslenme alanlarına yönlendirirler; karıncalar da aynı şekilde, dehşetli bir verimlilikle çöpleri silip süpürerek, bir reçel kavanozunu sadece birkaç dakika içerisinde açmak için muazzam sayıda işçi karınca toplayabilirler. Arı kovanı birçok dokungacı olan tek bir beden gibidir ve kovanın parmakları, yuvadan bir milden uzaktaki çiçeklere kadar uzanır. Bazı termit ve karıncalar, kıyılmış yapraklarla karıştırılarak titizlikle hazırlanmış gübre harçları üzerinde mantar tarımı yapmak için kule gibi yükselen yuvalar ve derin yeraltı odacıkları inşa ederler. Diğerleri, haraççı mandıra patronları gibi, koruma karşılığı yaprak özsuyu elde etmek için yaprak bitlerini çalıştırırlar. Diğerleri daha da acımasız bir saldırganlıkla birbirlerinin yuvalarına akın ederek, düşman türleri korumak için kandırılan köle işçilerden oluşan ordular toplarlar. Bazıları, ittifak oluşturarak rakip kolonilere karşı savaş açarlar. Afrika’nın safari karıncaları, toplam ağırlıkları yirmi kiloyu bulan, 20 milyon kişilik ordular halinde kırsal bölgelere üşüşüp, yolları üzerine çıkan kaçamayacak kadar yavaş canlı her organizmayı, hatta küçük memeli ve sürüngenleri dahi silip süpürürler. Karınca, arı ve termit, müşterek girişimin zaferini temsil ederler.

Eğer karadaki tropik ormanlarda egemenlik kuranlar karıncalarsa, en geniş çeşitliliği gösteren okyanus ekosistemlerinde de işbirliğine onlardan daha yatkın, onlardan bile baskın canlılar vardır: Mercanlar. Amazon yağmur ormanlarının denizaltındaki eşdeğeri olan Avustralya’nın Büyük Mercan Resifleri’nde, koloniler halinde yaşayan bu hayvanlar, salt baskın hayvanları değil aynı zamanda ana üreticiler olan ağaçlan da oluşturur. Mercanlar resifleri, güneş ışınlarından elde ettikleri enerjiyi kullanan müttefik deniz yosunlarını kullanarak karbon oranını sabitler ve okyanus sütunlarında yaşayan hayvan ve bitkileri tüketirler. Isırgan dokungaçları ile, yosun ve küçük omurgasızları bulmak için, hiç durmadan suyu elekten geçirirler. Mercanlar, karıncalar gibi müşterek hareket ederler ama tek farkları birliği oluşturan bireysel hayvanların, bireyler gibi yer değiştirmekte özgür değil, daimi bir kapsam içerisinde yaşamlarım sürdürmeleridir. Bireyler ölebilir fakat koloni neredeyse ölümsüzdür. Bazı mercan kayalıkları aralıksız yirmi bin yıldan daha fazla bir süreden bu yana canlı kalmış ve son buzul çağım atlatıp, yaşamlarını sürdürmüşlerdir…*

*Ridley M. Erdemin Kökenleri. yapı kredi yay. 2011.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir