yeniden hayata karışmak…

Artık sigarayı daha çok içiyorum geçen aylara göre. Onunla öpüşme saatlerim çoğaldı diyebilirim. Genellikle günümü sigara içerek, espresso bazlı içecekler tüketerek ve de geçmişe dönük anıları tekrar kafamda canlandırarak geçiriyordum. Saatler tamamen kum saatine dönüşmüş saniyeler ile yarışıyordu. Kitap delisi olan ben kitapların yüzüne bakmıyordum artık ta ki bugün ve bu saate kadar. Artık kendime bir çeki düzen vakti gelmiş geçiyordu bile.

Hayat böyle daha ne kadar devam edebilirdi ki benim için. Evet devam etmekteydi fekat bunun bedelini düşününce (arada geleceği de düşünüyorum tabiki) içim içimi yiyor, içime düşen kurt misali beynimi rahatsız etmeye başlıyordu.

Yaşamdan genel olarak çok bir beklentim var fakat kendimi ne zaman hazır hissetme konusunda da endişelerim var açıkçası. Sosyal çevrem başta olmak üzere kendimi değiştirmem lazım bunun farkındayım. Artık içinde bulunduğum mağaramın duvarları yosun kokuyor ve çoğu yerleri de küf kaplamış durumda.

Beni hayata tutan tek şey yazı yazmak veya bana benzer olan cümleleri burdan paylaşmak. Her ne kadar sıkıcı bir insan olmasam da daha çok olmamak için elimden geleni yapıyor olacağım. Dilerim burdan belki milyonlara ulaşır ve düşünceleri temizlemek için kendi beynimde ki kırıntıları süpürürüz.

Günler. Birbiri ardına gelen ve bir saatin yirmidört tanesini bile pek bir arada bulamadığım günler. Yaşlanmamı sağlayıp dakika gibi davranan saatler sizleri pek sevmesem de saygı duyuyorum, her ne kadar monotonluktan rahatsız olsam da. Keşke saatlerde veya zamanda pause tuşu olsa da durdurup an da kalabilsek, işte o zaman daha güzel olmazmıydı bay kafka. Varoluşu an da sorgulamak, kahve yapmak kadar keyifli olmazmıydı sayın sartre.

Fazla saçmalamadan artık burdayım diyorum. İyi geceler kahveli kitaplar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir