Düşünmek özgürlüktür…

Bulanık dertlerimiz ve dağınık endişelerini bile fizyoloji içinde yozlaştıklarından, ters yönde bir yaklaşımla onları zekanın manevralarına indirgemek önemli bir şeydir. Ya sıkıntı – dünyanın gereksizce tekrarı algısı, sürenin iç karartıcı dalgalanması-, tümdengelimli bir ağıt mertebesine yükseltilir, ona eşsiz bir kısırlık eğilimi sunulursa? Ruhun üstünde bir düzene başvurulmadıkça, bu ruh tenin içinde kaybolur – ve fizyoloji, felsefi sersemleşmemizin son sözü haline gelir. Anlık zehirleri, zihinsel değişim değerleri bağlamına oturtmak: gözle görülür bozulmayı bir araç işlevine yükseltmek: ya da bütün duyguların ve ihsasın murdarlığını kurallarla örtmek: Zihin için gerekli olan bir zerafet arayışıdır bu; zihnin yanında ruh -o dokunaklı sırtlan- sadece derin ve tehlikelidir. Zihin kendi başına ancak yüzeysel olabilir; kavramsal olayların işaret ettikleri alanlarda yarattıkları sonuçları değil, yalnızca bu olayların sıralanışını dert eden bir tabiatı olduğu için… Bizim hallerimiz zihni ancak değişik bağlamlara oturtulabildikleri ölçüde ilgilendirirler. Böylelikle melankoli bağrımızdan yayılır ve kozmik boşluğa kavuşur; fakat zihin, ancak duyuların kırılganlığına bağlayan şeyden arındığında benimser onu; yorumlar onu; melankoli inceltilir ve bakış açısı haline gelir: Kategorik melankoli. Teori, pusuda bekler ve zehirlerimizi ele geçirir; ve onları daha az zararlı kılar. Bu, yukarıdan aşağıya bir değer kaybıdır; saf baş dönemlerine meraklı olan zihin, yoğunlukla düşman olduğu için…

E. M. Cioran   Çürümenin Kitabı

( Metis yay. 2017 sf:36 )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir