Delilik belkide sonsuz hayalgücünün ürünüdür…

Yani hayatımın öyküsünü yazacağım. _Ne hayat ama! Yaşadım mı ki? Gencim, yüzümde kırışıklıklar ve kalbirnde tutkular yok. Ah! Hayatım ne kadar sakin oldu, o kadar tatlı ve mutlu geliyor ki, huzurlu ve safiyane! Ah! Evet, huzurlu ve sessiz, içinde ceset yerine ruh yatan bir mezar… Neredeyse yaşamadım: Alemi hiç tanımadım, yani hiç metresim, yalakam, hizmetçim, … Okumaya devam et Delilik belkide sonsuz hayalgücünün ürünüdür…

Yazamamak

Evet. Gün geçtikçe yazamıyorum. Kafamı kaldırıp tavanın beyaz boyasında kaybolmak istiyorum ama bu dünyevî zevkler, kaos, insan ilişkileri, zamanın maddi zorluğu buna mani oluyor. Ve gün geçtikçe ruhum dört duvar arasında sıkışıp pressleniyor. Bu press aslında biraz da benim elimde ama insanoğlu destek almadan ne kadar daha dayanabilir ki. Bu dünyadan uzaklaştıracak amaçlarım bazen yakınlarım … Okumaya devam et Yazamamak

BİLİM NEDİR ? ve BİLİMİN ANLAMI…

Bilimi anlamanın önemi nedir, buna neden gerek vardır? Bu soruya şu iki yönden yanıt verebiliriz. 1 — Bilimin uygulama sonuçları yaşamımızı giderek artan ölçülerde her cephesinde etkilemektedir; 2 — Bilimsel düşünceyi tanıma çağımız aydını için bir entelektüel zorunluluktur. Bilimin yaşamımızı etkileyen uygulama sonuçları çok çeşitlidir. Her gün kullandığımız araç, aygıt ve makinelerin bir listesi bile … Okumaya devam et BİLİM NEDİR ? ve BİLİMİN ANLAMI…

Harika Bir Giriş… Nedenselliğin Kültürel Tarihi…

BÜTÜN SORULARIN gerisinde yatan sorudur insan deneyiminin “neden?”i. Yeni doğanın zihni, elini uzatma ile insan dokunuşu, ağlama ile annenin teskin edici sesi, emme ile açlığı giderme arasındaki nedensel bağlara dair ilksel bir fikir edinmeye çabalar el yordamıyla. Çocukları, hayatı anlama çabalarına eşlik eden “neden?” sorularına sevk eden de nedensel soruşturmadır. Bilim insanları kendilerini fenomenlerin nasıllığına … Okumaya devam et Harika Bir Giriş… Nedenselliğin Kültürel Tarihi…

Tarihin Akışında Geçmişte Yaşananlar ve Geleceğe Bakış…

ON SEKİZİNCi YÜZYlL’a gelindiğinde kölelik, Batı siyaset felsefesinin kök metaforu haline gelmiş, iktidar ilişkilerinin kötü olan her yanını ifade etmeye başlamıştı. Onun kavramsal antitezi olan özgürlük, Aydınlanma düşünürlerince en yüksek ve evrensel siyasi değer addediliyordu. Fakat bu siyasi metaforun kök salmaya başlaması, tam da ekonomik bir pratik olarak köleliğin -yani Avrupalı olmayanların, kolonilerdeki emek gücü … Okumaya devam et Tarihin Akışında Geçmişte Yaşananlar ve Geleceğe Bakış…

İnanmak sadece inananlara mahsustur…

İnanma insana özgü temel varoluş koşullarından birisidir ve bilmeyle karşılaştırıldığında bir fazlalık taşır: bilme, varolanın özelliklerini olduğu gibi, inanma ise hem olduğu gibi hem de olmadığı gibi edinmeye yönelmedir. İnanma olgusu (fenomeni) bu fazlalığıyla paradoksaldır ama ‘apaçık’tır da: günlük ilişkilerin geniş zemininde dolayımlı düşünüm gerektirmez. Apaçıklık iki anlam barındırır. Birincisi, dolaysız kavrayıştır; olanın öyle olduğunu … Okumaya devam et İnanmak sadece inananlara mahsustur…