Antropolojik açıdan seks ve erkek egemenliğinin nedenselliği…

Band ve köy toplumları arasında erkek egemenliği kurumlarının çok yaygın bir kompleks olmasının nedeni savaştır. Bu kompleksin varlığı kadın hakları savunucuları için bir sıkıntı ve şaşkınlık kaynağıdır. Bir çok kadının korkusu şudur ki eğer erkek egemenliği bu denli uzun zamandır varlığını sürdürmekte ise erkeklerin kadınlar üzerinde egemenlik kurmaları belki de …

…bazen…

Bazen delirmek istersin bilerek ve isteyerek. Hiç kimsenin umrunda olmadan sessiz çığlıklar içinde. Kendi dünyanın dışına çıkmadan ve dünyanın dönmesini umursamayarak. Hiç bir kimsenin etkisi altında kalmadan sadece dümdüz delirmek. İçindeki volkanları ancak böyle atabilirsin belki de iyileşmek için. Evet iyileşmek için bazen delirmek lazım kandi halinde kimseye zarar vermeden …

Bilinç Dışında Bir Olgular Dünyası Var mıdır ? Ya da bilincin dışında bişeyler var mıdır..?

Bilimsel etkinliğe başlayabilmek için gerekli olan temel kabullerin, inançların başında, bilincimizden bağımsız olarak, dış dünyada nesnel bir gerçekliğin ve bu gerçeklikte yer alan olguların var olduğuna inanmak gelir. Einstein’ın bu konudaki sözleri çok açıktır: Onu algılayan süjeden bağımsız bir dış dünya inancı, bütün doğa bilimlerinin temelidir (Isaacson 2010, 339). Aksi …

Bilim ve metafizik üzerine düşünceler…

Metafizik, bütün bir varlık alanının açıklanmasını, varlık olmak bakımından varlığı ve ona özü gereği ait olan ana nitelikleri in­celeyen (Aristoteles 1996, 1003a-20), köklü bir araştırmaya kar­şılık gelen soruşturmalar bütünü; sorulan sorular ile verilen ya­nıtlar, ortaya konan sorunlar ile getirilen çözümler düzlemidir. Bütün bir varlık alanına değil de, belli bir varlık …

Karıncalar ve İşbirliği Sistemi Üzerine…

Prens Kropotkin, “Karıncalar ve termitler Hobbes prensiplerine dayalı bir mücadele vermekten vazgeçmiş ve iyi de etmişlerdir” diye yazar. Şayet işbirliğinin gücüne ilişkin bir kanıt varsa, o da karıncalar, arılar ve termitlerin ta kendileridir. Gezegenimizde muhtemelen on katrilyon karınca vardır ve toplam ağırlıkları tüm insanların bir aradaki toplam ağırlığına eşittir. Tahminlere …

Kapitalist üretim ilişkileri ve postmodern çağı…

Bugünlerde hemen herkes, biz istesek de istemesek de gireceğimiz yeni bir çağın eşiğinde duruyormuşuz duygusuyla, postmodernizm “lehine” ya da “aleyhine” tartışmaya devam etmenin beyhude olduğunda hemfikir. Ayrılmaz ve dönülmez bir şekilde bu yeni çağın bir parçasıyız, ve biz mevcut hal ve gidişe eleştiri ya da bir alternatif getireceksek, bunu içeriden …

on gün arayla…

Her şey aslında zamanın algılanmasıyla başladı. Sokak lambaları sönmeye başladı tek tek. Çöpçüler mahalleye daha az uğruyordu artık. Göçmen kuşlar rotalarını değiştirip geldiği yöne gitmeye başladılar. Rüzgar da ılık meltemini bırakıp içinde ki kasvet ve öfkesini kusup fırtınalar koparmaya başlamıştı. Evrenin uğultusu gitgide yaklaşıyordu kulaklarımın dibine ama hala ben olayın …

Eski çağlar, değişmeyen kültürler…

Günümüzün 30.000 yıl öncesinden 12.000 yıl öncesine dek uzanan dönem milyonlarca yıl süren yavaş bir teknolojik evrimin doruğunu belirler. Taş çağı atalarımız bu dönem içinde büyük kara hayvanlarını avlayarak geçimlerini sağlamak üzere alet ve teknikleri adım adım yetkinleştirmişlerdir. Yüzbinlerce yıl önceki Eski Dünya’nın yerleşim alanlarında arkeologlar az sayıda kalın derili …

İnsanlığın kısa bir tarihi yada dünya üzerinde insanların kendini gösterme çabaları…

Avrupa’nın büyük buluşlar çağı boyunca ortaya çıkan bulucular (kaşifler) töre ve kurumların evrensel modelini kavramakta geri kaldılar. Onlar bazı bölgelerde -Avusturalya’da, Kuzey Kutbunda, Güney Amerika’nın ve Afrika’nm en güneyindeki topraklarda- hala nerdeyse tıpkı Avrupa’nın çoktan unutulmuş o taş çağı ataları gibi yaşayan topluluklar buldular. Bunlar geniş topraklara serpilmiş durumda sürekli …